26 Kasım 2009 Perşembe

Ön .Yrg|


Ön yargılarından kurtul be arkadaş.

(:

Baba Parası değil Alın Teri x]

Herşeyden önce Yıl ''1''

Daha yazıyı bulmadılar aslında ama ben yinede yazmak istiyorum.Şuanki ruhhalimi anlamalısınız Etrafımda Sosyolojik hiç bir değer yok Havvadan uzaklardayım ve Gözlerim deki pınarlar kurumak üzere,ama ben yinede sabırla bekliyorum ilerde kim bilir neler Olacak diye düşünüyorum durup Stairway to heaven dİNLEYESİM geliyor be (: Ama gerçi daha led zeppelin kurulmadı . ey gidi ey neler gördüm öldükten sonra, Tek sorun havva değil ki hayatta, Durmadan bakınıyorum Hepiniz Narşistleşmeye başladınız...Nasıl rol yapıyorsunuz diye sormicam bu benim genlerimde var zaten benden size geçmiş bir armağan.İlk defa nefret ettim. bu sizekadar geldi ben ilk bedenim. İçinizde benden bir parça taşıyorsunuz Adem oğulları , Aslında kanınızın pembe olduğunu kimse söylememiştir,Tabi nereden bileceksiniz Haytınız hem Dogma, Hemde narşist ,Hemde Bozuk Hepinizn aslında başı bozuk en iyinizin bile . sADECE yıl kavramı ortaya çıkmadı ama Yinede En baştan bir Küfredeyim dedim kafanıza,Kıçınıza ne bileyim Hem iğrenç ,hMEDE Bal gibisiniz Sizi hem seviyorum hemde sevmiyorum galiba yok yok Sevi(mi)yormuyum? Hö neyazdım ben be Ups... Nese fazla saçmalamaya fazla gerek yok Ozamn güzel bir tavsiye olsun (Queen-Boheiman Rhapsody-Dinle arkadaş)

11 Kasım 2009 Çarşamba

SUÇ İŞLEYEN ÇOCUK!

“SUÇ İŞLEYEN ÇOCUK!”


Elma şekeri lezzetini kendine ayır çocuk…
Dudakların büzüşmesin…
Kurdu varsa eğer, seni korkutsun sadece…
Sen zaten ikram ettiğin kadar hep mutlu oldun…
Mutlu olduğun kadar ikram edemezdin…
Yanılırdın…
Düşünü kurarken dahi incinirdin çocuk…

Unutma…
Paylaşmak, ikram etmek değil her zaman…
Hatta çoğu zaman korumak mutluluğu…

Ağlama çocuk…
Şekerine tenezzül edenler düşünsün bunu…
Bilebilirler mi kurdu esirgeyişinin nedenini,
Seni ne denli rahatsız ettiğini?

Tragedya

MONOLOJİK TRAGEDYA
Yüreğin acemiliği bükülmüyor...
Somurtkan tenler çağırıyor acının dilinden sövgüyü!
Çıplak uyumlar... Ağır olan yükün tuzağı onlar!
Hasta beyniyle ziyaretçisiyken kara delikler benliğin...
Hüzünlü bir soy kalıyor geride, karartılardan duacı, dolduran alaycı günahı!
Uydurulmuş çığlıklar...
Uyutacak kadar uzun, yankı kadar derin...
Yalana boğuyor renkleri, içinden sızıyor şarap tadında zaman!
Melekleri korkutan gece sanrılarıyla gömülenler için sinsi sinsi tesbihini çekiyor ölüm, boynuna asılan tatlı sözlerin...

İz

Göz kapaklarım...
Üstünde dans eden bir çift...
Neyin neye dair olduğunu bilmeden,
Sahiplendiğim, anlamlandırmakta zorlandığım çizgiler...
Çevresi ateşle sarılmış akrep gibi,
İğnesini kendine batırmaktan çekinen,
Ve yalnızlığı sindirmeye mecburken,
Renklerle barışı kaldıramayacak kadar küstahtı taşıdığım izler...